KUŞADASI DEVE GÜREŞLERİ / 14. GELENEKSEL KUŞADASI DEVE GÜREŞİ

Deve Güreşleri Festivali 30.12.2012 tarihinde Kuşadası Arena'da yapılcak...
Ege-Marmara-Akdeniz şampiyonlarının kupa karşılaşmalarının yapılacağı bildirildi...
İrtibat : 535 513 08 49 / 546 531 68 08 
Zabıta Amirliği : 256 614 11 93

KUSADASI CHRISTMAS PARTY 2012

Kusadasi Municipality Christmas Party'12
Monday / 24th December'12 / 4pm - 10pm Ibrahim Art Gallery
Join us in our Christmas Celebrations 4pm to 6pm Ibrahim Art Gallery / Children can visit Father Christmas in his grotto / Nativity play live English music and limited free food & drinks

24 Aralık 2012 
16:00-18:00 / İbrahim Sanat Galerisi - Noel Baba hediye dağıtımı.
18:00-22:00 / İbrahim Sanat Galerisi - Noel Tiyatrosu, Canlı Müzik.


MÜZİK DÜNYASI / KÖŞE YAZILARI / DJ YALIM

Sevgili müzikseverler,her zaman olduğu gibi bu ay da müzik dünyası icin oldukça hareketli bir aydı. İsterseniz gelin kısaca bi göz atalım bu gelişmelere..

* Hande Yener'in yeni albümü ‘’Kraliçe’’ 12.12.2012 tarihinde müzik marketlerde yerini aldı.8 şarklı ve 3 remixten oluşan bu albümde, 8 şarkının sözleri Sinan Akçıl'a ait olup albümdeki şarkıların müzik ve düzenlemelerini Sinan Akçıl ve aynı zamanda benimde cok sevdigim ve görüştüğüm bir arkadasım Emrah Karaduman tarafından yapıldı.Albümde ‘’Hasta’’ ve ‘’Kraliçe’’ adlı şarkılara remix yaptıran Hande Yener, Yunanistanda yaşayan ve oldukca iyi bir prodüktör olan DJ Pantelis, ‘’Hasta’’ ve ‘’Kraliçe’’ parcasına remix yapmış.Yine aynı Türkiyeden sevdigimiz ve işinde iyi olan DJ Mert Hakan tarafından da ‘’Hasta’’ şarkısına remix yapmıştır.Dinlenilmesi gereken bir albüm olmuş,tavsiye ediyorum..

*Demet Sağıroğlu ‘’Hiç Özlemedin Mi?’’ adlı yeni albümüyle 3 yıllık suskunluğunu bozdu. Toplam 11 şarkının yer aldığı albümde, sözü Fikret Şeneş'e ait olan, yıllar önce Ajda Pekkan'ın yorumladığı "BİR KÖŞEDE YALNIZ" adlı cover şarkının yanı sıra, Demet Sağıroğlu'nun sözleri, Melih Kibar'ın son bestesi olan "ADINI SEN KOY" da bulunmakda.Henüz dinleme fırsatını bulamadım fakat cok merak ettiğim bir albüm, en kısa zamanda alıp dinleyip sizlerle yorumlarımı paylaşacağım müzikseverler..

* Türk pop müziğinde yaptığı albüm ve besteler ile adından sıkça söz ettiren Gökhan Tepe'nin "Kendim Gibi" isimli albümü 13 Aralık tarihinde müzikseverlerle buluştu.Albümdeki "Tanrım Dert Vermesin" isimli çıkış şarkısı bir hayli tutulacağa benziyor.Gerek radyolarda gerekse sosyal paylaşım sitelerinde en cok dinlenilen ve tıklanan şarkı oldu. "Kendim Gibi" albümünde sözü bestesi Gökhan Tepe'ye ait şimdiden müzikseverlerin ve benim de favorilerim arasında olan "Ayrılık Hali" ve "Üç Kelime" isimli 2 şarkının yanı sıra Şebnem Sungur'un sözlerini yazdığı 4 şarkı ve Hakkı Yalçın'ın sözlerini yazdığı 2 şarkının besteleri de Gökhan Tepe imzası taşıyor.

* Kendine has sesi ve yorumuyla büyük beğeni toplayan, Türk pop müziğinin önde gelen temsilcilerinden Levent Yüksel, hazırlıklarını tamamladığı yeni albümü "Topyekün" ile müzikseverlerle buluştu.Levent Yüksel’in 7 yıl aradan sonra cıkardığı bu albümle kendini bir kez daha kanıtlamış oldu. Albüm, 10 şarkıdan oluşuyor ve Levent Yüksel albümlerinin olmazsa olmazı Sezen Aksu da İtirafçı Olma(söz-müzik), Sardunya (söz-müzik) ve Tehdit(müzik) şarkılarıyla albümdeki yerini almış

* Aralık ayında radyolarda ve gece kulüplerinde en çok çalınanlara da bi göz atalım..

Türkçe Hit 5
1. Hande Yener – Hasta
2. Gökhan Tepe - Tanrım Dert Vermesin
3. Erdem Kınay feat. Merve Özbey – Duman
4. Ozan Doğulu feat. Model - Dağılmak İstiyorum
5. Ebru Gündeş - Yaparım Bilirsin

Club Chart 5
1. Far East Movement - Turn Up The Love (ft. Cover Drive)
2. R.I.O - Party Shaker (ft. Nicco)
3. David Guetta - I Can Only Imagine (ft. Chris Brown, Lil Wayne)
4. Alex Ferrari - Bara Bara Bere Bere
5. Swedish House Mafia - Don't You Worry Child (feat. John Martin)


*Bu ayki muzik haberlerim simdilik bu kadar,gelecek ay yeniden görüşmek üzere. Müziksiz kalmayın..

Iletisim:
E-mail : yalimcengiz@yahoo.com
Facebook: www.facebook.com/djyalimcengiz
Web : www.twitter.com/djyalim
www.myspace.com/djyalim

GÜNÜN SPONSOR REKLAMLARI


Banka Kredileri - Bilgisayar - Telefon - Seyahat - Sağlık Ürünleri - Yatırım - Sıfır Araçlar - İkinci El Araçlar - Ev Fiyatları - Kampanyalar - Fırsat Ürünleri - Turkcell - Avea - Vodafone - Ford 

KUŞADASI ARALIK AYI GECE GÖRÜNTÜLERİ / TRkusadasibenimWEBchannel



KUŞADASI 2013 YILBAŞI ŞENLİĞİ / YILBAŞI ETKİNLİKLERİ

Kuşadası 2013 yılbaşı etkinlikleri İsmail Cem Dostluk ve Barış Meydanında yapılacak.
Kuşadası Belediyesi'nin organize ettiği gecede Model konser verecek. Etkinliklerin sunuculuklarını Tuğçe DOĞULU ve ÖZGÜRCE yapacak. Ayrıca Tayfun DOĞULU, Dj Mina ve Tuncay Show gösteri yapacaktır. Etkinliklerde Dj Party - Led Ekran - Havai Fişek - Ses ve Işık Gösterileri sunulacak. Etkinlikler saat 20:00'de başlayacak...



Söz Sizde
Sizlerinde mutlaka yılbaşı etkinlikleri için söyleyecekleri vardır. Bunları bizimle paylaşırsanız memnun oluruz.

SİZCE KUŞADASI'NIN TURİZMDE EKSİK VEYA OLUMSUZ YÖNÜ NEDİR?

Kuşadası Benim Facebook sayfamızda "Sizce Kuşadası'nın turizmde eksik veya olumsuz yönü nedir?" sorusunu sorduğumuzda bir çok cevap aldık. Bu cevapların bazıları aşağıda yer almaktadır.

"Ş. D. Üstünel" Kusadasi dediğim zaman insanlara barlar sokagi derdi. Nerede o eski barlar sokagi?

"N. Demir" Birçok memleket gezdim en güzeli kuşadası çünkü burda doğdum fakat en kötü sokak ve kaldırımlara sahim bi proje şart park sorunu çok fazla çarşamba pazarında arabayı park edemiyoruz eylence merkezleri şart turizm gelişmiyor malesef bu yüzden.

"N. U. Akın" Sahil yolunu tek şerit yapsınlar kumsalı genişletecek alan olur. Güvercinada yolunu kaldırıp sandal koysunlar. binaları tek renk yapsınlar. çevre yolunundaki binaların hepsini elden geçirsinler belki o zaman biraz al benisi olur...

"Y. Ay" kuşadasını yasaklar öldürüyor yok şu saaten sonra barlar kapanıcak yok şu saaten sonra şu olmuyacak yok şurda şu olmuyacak bu yasaklar sadece bize deil turistlere turisler ne için geliyordu ? eğlenmek ve rahat huzurlu oldukları için ama artık herşey sınırlı ... adamları saat 1 de bardan çıkarıyorsun kovar gibi

"D. Cakmur" Kuşadası'nın en büyük problemi yol ve park bence

"H. Akgun" Say say bitmez turizmi bilmeyen o kadar cok isyeri varki iki kelime yabanci dil bilen turizmci oluyor once insanlara yaklasimi ogrenecek davranislarini duzeltecekler.fiyatlar konusunda her isyerinde etiket sistemi olacak asilma en onemlisi bu olmayacak belediyenin en buyuk gorevi adamizi yesillendirecek her yer dagtas yapilasmis altyapi hemen cozulmeli.marinanin onun den baslayarak sehir icinde trafik kalmamali alternatif yollar bulunmali ve turizmi bilenler yapmali her onune gelene isyeri ruhsati verilmemeli bilmem biraz anlatabildimmi

"A. G. Bengi" En büyük problem düzgün bir belediyenin gelmemesi.kuşadası hakkettiği değeri görmüyor maalesef tanıtım yetersiz bina çok ve hala bina yapılmaya devam ediyor.kuşadası bir sahil kasabası olarak kalmalı şehirleşirse hiç anlamı olmayacak:((

"E. Yıldırım" Biz bu ülkenin insanıyız paramızı biriktirip bi tatil yapalım diyoruz.her şey çok pahalı turistlere zamı yapsınlar ama biz rahatlamaya mutlu olmaya gelıyoruz ama ha birde merkezi çok karışık canlı degıl dılencıler ve satıcılar öksüz paşa ydı herhalde yan tarafındaki alış veriş merkezınde turislere laf atıyor ve pis konuşuyor

"D. Seytin" Kuşadasnda büyüdüm.şimdi eskişehrdym.burda en çok kullanılan cümle bir denizi eksik cümlesi.kuşadasnda ise burda olan herşey eksik.turizm kentleriyle karşılaştrrsakda durum vahim.son 15 yılda gelişme yok.ayrıca 3-4 otel dışında hizmet berbat.votka şişelrne yarı yarıya su basanları biliyorum.ayrıca en büyük sorun parayı adalılar değlde dış yatırmcılar voleyi vuruyo.yazık.

"K. Mum" konya ya giderim her sene bir gidin sehir görün ailemizi alıp gideceğimiz bu aile parkı bile yok Konya'da her semtte park ve piknik alanları hobi bahçeleri taziye evleri hayvanat bahçeleri yapay şelale yaa daha aklıma gelmeyen nice nice yenilikler dahada her daim yeniliyorlar yollar kaldırımlar bisiklet yolları yazmak bile uzun sürüyor belediye haklı

"A. Akay" Kusadasinda turistler icin hicbirsey yok. Barlar sokagi cok kotu zaten. Kaliteli nite club yok. Aileler icin eglenecek bir yer yok. Marmaris'e bak....gece hayat super ve turistler oraya akin ediyorlar. Kusadasi uyuyor sanki......

"M. G. Akyalçın" Başta kötü kentleşme ve alt yapı eksikliği turizmi kötü yönde etkiliyor.Bir turizmci olarak turizmin ilk gözağrılarından biri olan Kuşadamızın hakettiği değeri göremiyor olması ve diğer bölgelere nazaran pasif kalması beni üzüyor.

"A. Akay" 90'larda harikadaydi. Yuruyecek yer yoktur. Masalar disardaydi. Ama artik berbat!

"D. Cakmur" Kuşadası'nda turistleri kazıllamıyorlar normal haklıda kazılıyorlar

"I. T. Isilanlari" Problem gemilerin ilk önce emin önü ne uğradıktan sonra kuşadası na uğraması emin önü n de herşeyi ucuz görüp almayan turist kuşadası n da aynı ürünü sorunca satıcıya KAZIKCISIN DEMEKTEN çekinmiyor gemilerin suçu

"B. Berberoğlu" evet biraların gazlı içeceklerin yarısına su koyuyorlar burger kıng'te bile bu durum çok kötü işte

"A. Akay" Carsamba Pazar bolgesi eskiden civil civil, oteller doluydu. Fakat simdi sadece pavyonlar kaldi.

"S. Ceylan" Bence sorunlardan 1.Trafik yollar ve kaldirimlar. 2. Esnaf ín % 80 egitimsiz ve dolandirici.( Söförler dahil ) 3. Belediyenin sezonda zayif kalmasi.( Heryer Cöp icinde) 4. Cevre Yolu´nun sehrin tam ortasindan geciyor olmasi ve cok bakimsiz olmasi. VS....

"Ş. D. Üstünel" Esnaf da hakkı. Sezonda para kazanılıyor. Kışın iş mi var. Yazın kazan kışın ye de her yaz bu şekilde turistten bu parayı kazanabilirlerse.

"S. B. Kücükay" Kaldırımlar çok yüksek yoldan kaldırımlara çıkmak için nerdeyse basamak lazım. Avrupada hiç kaldırım görmemiş gibiyiz. üst geçit yapılıyor ama asansör çalışmıyor. Engelliler,yaşlı insan veya çoçuklu annelere allah yardımcı olsun. Bence sayfalar dolusu sorunlar var...

"S. B. Kücükay" Kadınlar denizi turistık yer ama toprak ve taşlı yolları yıllardır aynı ve özellikle çok bakımsız. Üstelik bu sahile giden sokaklar çöplerle dolu.

"J. Ünsal" en büyük promlemi işssilik ve yeni bir şeylerin yapılmaması mesala iş sahası otel gibi

"M. Kırlı" çabulcu kalitesiz turıst gelmesi

"M. Gürel" GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ EN BAŞTA .. DAHA BİR ÇOK PROBLEMLER VAR TABİİ..




Söz Sizde
Sizlerinde mutlaka "Kuşadası'nın turizmde eksik veya olumsuz yönü nedir?" sorusu için söyleyecekleri vardır. Bunları bizimle paylaşırsanız memnun oluruz.

KUŞADASI 2013 YILBAŞI ETKİNLİKLERİ

Kuşadası 2013 yılına yine eğlenerek girecek.
Henüz yılbaşı etkinliklerinin çoğu duyurulmasa da Kuşadası otelleri, barları ve cafelerinin bir çoğunda yılbaşı akşamı programları yapılacaktır. İmkanları olanlar bütçelerine göre seçecekleri mekanlarda yılbaşını karşılayacak, bazıları ise halk konserlerinde yada evlerinde aileleri ile birlikte yeni yıla merhaba diyecekler.
Kuşadası yılbaşı etkinliklerinden beğendiğiniz ve duyurmak istediğiniz programları KUŞADASI FACEBOOK sayfasında yayınlanmak üzere birlerle paylaşabilirsiniz...
Şimdiden mutlu, başarılı ve sağlıklı bir 2013 yılı geçirmeniz dileklerimizle...



Söz Sizde
Sizlerinde mutlaka Kuşadası yılbaşı etkinlikleri için söyleyecekleri vardır. Bunları bizimle paylaşırsanız memnun oluruz.

BAŞ AĞRILARI VE TÜRLERİ / KÖŞE YAZILARI / DR. ŞÜKRÜ GÜNGÖR

Yaşamının herhangi bir döneminde baş ağrısı olmayan insan yok gibidir...

Yollar ne kadar güzel olsa,
Gece ne kadar serin olsa,
Beden yorulur,
Baş ağrısı yorulmaz.
ORHAN VELİ

İnsanların %80’ninde zaman zaman ilaç almayı gerektiren başağrıları olur. Başağrısı olan kişilerin ancak %10’nunda başağrısı kişiyi yatıracak iş ve gücünden alıkoyacak derecede şiddetlidir. Başağrısı nedeniyle hekime başvuran hastaların ancak %5-7’sinde başağrısına yol açan beyin uru, beyin damar hastalığı (beyin kanaması, beyin damarı tıkanıklığı), beyin veya yüz yapılarında iltihap hali gibi yapısal bir bozukluk vardır. Bir diğer ifadeyle başağrısı şikayetiyle hekime başvuran hastaların %90’ında, yapılan incelemeler sonucu başta ya da bedende başağrısına yol açacak herhangi bir bozukluk bulunmaz. Yapısal bir bozukluğa bağlı olmayan bu başağrılarını ancak hastadan aldığımız bilgilere dayanarak teşhis edebiliriz. Bu tür başağrılarının belli başlıları aşağıda özet olarak verilmiştir.

Migren
Erkeklerin %10’nunda kadınların %15-20’sinde ortaya çıkar. Nöbetler halinde gelen, saatlerce bazen günlerce süren, hastayı yatıran veya işinden alıkoyan, bulantı bazen kusma yapan, ışıktan ve sesten rahatsızlığa yol açan, başın bir yarısını tutan, zonklayıcı, şiddetli başağrısıdır. Belirtilen başağrısı özelliklerinin her hastada bulunması gerekmez. Değişik tipleri vardır.

Gerilim başağrısı
Başın tümünü tutar. Çoğunlukla boyun ense kaslarının kasılmasıyla gider. Hasta tarafından ağırlık, yanma, sıkışma, basınç şeklinde tarif edilir. Bulantı ve kusma yapmaz, hareketle artmaz, çoğunlukla hastanın aktivitelerini engellemez. 5-10 dakika kadar kısa olduğu gibi günlerce de sürebilir. Ataklar şeklinde tekrarlar veya hiç geçmez, devamlıdır. Yıllarca ve sık başağrısı olan insanları % 60’ında gerilim başağrısı vardır.

Küme başağrısı
Sıklıkla bir saat civarında süren, günde bir ya da birkaç kere gelen, bir taraf göz , alın ve şakakta yerleşik, ani başlayıp, ani sona eren şiddetli başağrısı ile karakterizedir. Başağrısına gözde kanlanma, gözyaşı akması, burun akması, burunda şişme, alın ve yüzde terleme, göz kapağı şişmesi, göz kapağı düşmesi ve o taraf göz bebeğinde küçülme gibi bitkisel sinir sistemi belirtileri eşlik eder. Ağrı günde birkaç kere veya gün aşırı sıklığında gelir ve genellikle aynı saatlerde, çoğunlukla geceleri ortaya çıkar. Bu tür ağrı nöbetleri haftalar ya da aylar boyu sürdükten sonra kendiliğinden kaybolur. Fakat yılda bir iki kere veya birkaç yılda bir benzer ağrılı dönemler yine ortaya çıkar. Nadir görülür değişik tipleri vardır.

Kronik günlük başağrısı:
Hastalarda yıllardan beri her gün gelen, sabahtan akşama kadar devam eden, zaman zaman hastayı yatıracak kadar şiddetlenen sürekli başağrısı vardır. Hastaların çoğunda başlangıçta migren, bir kısmında da gerilim tipi başağrısı bulunur. Bunlar giderek sıklaşır ve her gün gelen başağrısına dönüşür. Bir kısım hasta da migren ya da gerilim tipi başağrısı olmaksızın doğrudan kronik günlük başağrısı gelişir. Kronik günlük başağrısı olan hastaların çoğu sürekli ağrı kesici ilaç alır. Ağrı ilaçları başağrısını geçirmediği halde hasta ağrı ilacı almaya devam eder, çünkü ağrı ilacı almadığı zaman başağrıları şiddetlenir. Bu nedenle hastada bir çeşit ağrı kesici ilaç bağımlılığı gelişir.

Ruhsal nedenli ağrı ve başağrıları
Ağrı somatoform ağrı bozukluğunda ana şikayeti oluşturur veya başka çeşitli ruhsal hastalıkların semptomlarından biri olarak ortaya çıkar. Somatoform ağrı bozukluğunda belirli bir bedensel nedene bağlı olmayan, psikolojik etkenlerle ilgili olabilen ve kişinin bireysel, toplumsal ve mesleki olarak işlevlerini önemli derecede bozan ağrı şikayeti vardır. Değişik ruhsal nedenli ağrılar belirli bir anatomik yapıya uymaz, bedenin birbiriyle ilgisiz birden çok yerinde ortaya çıkabilir. Ağrının yeri zaman içine değişiklik gösterir. Tedavi ile bir bölgedeki ağrı geçerse bir başka bölgede tekrar ortaya çıkar. Ağrı ilaçlarının yararı olmaz. Ağrı şikayeti genellikle devamlıdır. Ağrıyla ilgili bilgiler çok güç alınır; hastalar çoğu kez belirsiz, birbiriyle çelişik ya da uyumsuz cevaplar verir. Ağrı ruhsal nedenlerle ortaya çıkmasına rağmen hastalar genellikle duygusal sorunları ve çatışmaları olduğunu kabul etmez, ruhsal durumları ile ağrı arasında bağlantı kuramaz ve ağrılarının gerçekliğini ve ağır şekilde hasta olduklarını ispata yönelik abartılı durumlar sergilerler. Ruhsal nedenli ağrılarda tedavi esas olarak ilaç ve psikoterapidir.

Yapısal bozukluklara bağlı olmayan çeşitli başağrıları
Çoğu zaman fiziksel etkilerle ortaya çıkan, nadiren tedavi gerektiren başağrılarıdır. Başın dıştan basısına bağlı başağrısı, başın soğukta kalmasına bağlı başağrısı, soğuk gıda yenilip içilmesine bağlı başağrısı, öksürük sırasında ortaya çıkan başağrısı, eksersiz sırasında ortaya çıkan başağrısı, cinsel aktivite sırasında ortaya çıkan başağrısı... bunlar içinde sayılabilir.

Yapısal bozukluklara bağlı olmayan başağrıları hayatı tehdit etmemekle beraber yaşam kalitesini ciddi şekilde bozarlar ve iş güç kaybına sebep olurlar. Başağrısını ortaya çıkaran sebeplerin hasta tarafından tanınıp kontrol edilmesi, yaşam şeklinin ve dış olaylara verilen tepki biçiminin değiştirilmesi ve ağrıların gelmesini önleyici (ağrı ilacı olmayan) ilaçların uygun şekilde kullanılması ile bazen tama yakın bazen büyük oranda düzelme sağlanır.

Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı?

Ağrı sürekli ve artan şiddette ise,

•İlk kez ağrıyla tanışan kişinin yaşı 10’un altında, 50’nin üstündeyse,
•Daha önce mevcut olan ağrının şiddeti, şekli değiştiyse, tedaviye cevap vermiyorsa,
•Baş ağrısı şimdiye kadar hayatında karşılaştığı en şiddetli ağrıysa ve ağrı bir
fiziksel aktivite sırasında (ağır bir yük kaldırmak, cinsel ilişki) ortaya çıkmış
ve şiddetini arttırmışsa mutlaka doktora gitmek gerekir.

KUŞADASI'NDA DEPREM / YENİKÖY 3.8

Kuşadası'nda meydana gelen deprem merkez üssü Yeniköy olduğu için şiddetli hissedildi...‎
2012.12.10 11:48:30
YENIKOY-KUSADASI (AYDIN) İlksel
Enlem-Boylam=(37.8582, 27.3475)
Derinlik=5.1
M=3.8

KUŞADASI 2012 ARALIK


Kuşadası 2012 Aralık Ayı...

KUŞADASI ETKİNLİK AMBIANCE HOUSE PARTY

AMBIANCE HOUSE PARTY 
Bu MUHTEŞEM geceyi sakın kaçırmayın... 
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ve Kuşadası Kipa Extra Eğlence Gecesi... 
Aydın'dan gelecek arkadaşlar için;
20:00 Hareket saati (Hareket yeri mesajla bildirilecek)
21:00 Kuşadası varış. 
22:00-05:00 CLUB KALE MEGDAN (Barlar Sokağı) 
DJ'S DJ COTREX DJ ROCKY 
GİRİŞ : 10 TL + 1 YERLİ İÇKİ 
KAPIDA GİRİŞ : 15 TL REZ: +90 541 427 33 93

Kuşadalı Sevil Altaş, Kuşadası’nın ilk öğretmenlerinden olan eşi merhum Yaşar Altaş ile birlikte yaşadığı evi, Kuşadası Belediyesi ve Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfına (KEGEV) bağışlandı.

Kuşadalı Sevil Altaş, Kuşadası’nın ilk öğretmenlerinden olan eşi merhum Yaşar Altaş ile birlikte yaşadığı evi, eğitim ve kültür amaçlı kullanılmak üzere Kuşadası Belediyesi’ne bağışladı. Sevil Altaş ve kızı Meltem Günaydın, 3 Eylül 2012 tarihinde Kuşadası Belediyesi’ne başvurarak şartlı bağış dilekçesi verdi. 4 Eylül 2012 tarihli Kuşadası Belediye Meclisi toplantısında şartlı bağış kabul edildi. Şartnameye göre mülkiyetin tamamı Kuşadası Belediyesi’ne, irtifa hakkı ise yarı yarıya Kuşadası Belediyesi ve Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfına (KEGEV) bağışlandı. Mülkiyeti Kuşadası Belediyesi’ne geçen bina, KEGEV tarafından eğitim ve kültür için kullanılacak. Bağışlanan evin tapu işlemlerini gerçekleştirmek üzere Kuşadası Tapu ve Sicil Müdürlüğü’ne giden Sevil Altaş ile kızı Meltem Günaydın’a, Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı Başkanı Şefik Sözer, Kuşadası Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan eşlik etti. Tapu devir teslimini gerçekleştiren Sevil Altaş, binanın faydalı bir şekilde hizmet vereceği günü sabırsızlıkla beklediğini ederken, Altaş’a eşlik eden yetkililer ise eğitim için böyle büyük bir bağışı yapan Sevil Altaş’ın elini öptü.

Tapu devir teslim işlemlerinin ardından merhum eşi Yaşar Altaş ile birlikte yaşadığı eve giden Sevil Atlaş, burada yetkilerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Binanın en kısa sürede ‘Eğitim ve Kültür Merkezi’ olarak çalıştığını görmek istediğini belirten Sevil Atlaş, “Evi bağışlama fikrini çok uzun zaman önce düşünmüştük. Rahmetli eşim ile beraber bu evde 3 yıl ikamet ettik. Bu ev, yaşadığımız yıllarda Kuşadası’nın en güzel, en kullanışlı evlerinden biriydi. Eşimin sağlık sorunları nedeni ile evden taşınmak zorunda kaldık. Eşimin kalp rahatsızlığı vardı ve evimizin yolu yokuştu. Biz de o dönem evi kiraya vermiştik. Eğitime katkı sağlamak için bu evi bağışlamayı da o yıllarda düşünmüştük. Eşimle en büyük hayalimizi gerçekleştirdiğim için son derece mutluyum. Bu binanın eğitim ve kültür merkezi olarak çalıştığını hayal ettiğimde çok mutlu oluyorum. İnşallah o günlerini görebilirim. Sunduğumuz şartlardan ben bir kaçını söylemek istiyorum. En önemlisi bu bina eğitim ve kültür merkezi olarak kullanılacak. Merkez içerisinde yapılan faaliyet ve etkinlikler Atatürk ilke ve devrimlerine uygun olacak. Pozitif bilimler dışında herhangi bir eğitim ve aktivite kesinlikle yapılmayacak. Yapılacak olan merkezin içerisinden en az 13.000 kitap ve dokümandan oluşan bir kütüphane yer alacaktır. Ben tekrar hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı (KEGEV) Başkanı Şefik Sözer ise Sevil Atlaş tarafından bağışlanan iki katlı eski Rum evinin yenilenme çalışmalarının Kuşadası Belediyesi tarafından yapılacağını ve restorasyonun ardından KEGEV tarafından kullanılacağını belirterek, vakıflarına bugüne dek yapılmış en anlamlı bağışın değerini bildiklerini ve bağış şartlarına yakışır şekilde önemli bir eğitim ve kültür yuvası yaratacaklarını söyledi.

Kaynak : kusadasi.bel.tr

ZENGİNDEN ALIP, FAKİRE ULAŞTIRMAK… / KÖŞE YAZILARI / ŞADİYE EVGİN

İşim gereği burs almak ve burs vermek isteyen kişileri bir araya getiriyorum. Bu kişileri bir araya getirmek vicdani olarak çok tatmin edici bir duygu.

Benim üstüne basarak, altını çizerek önemsediğim ; çocukların kendi ayakları üstünde bu imkanları araştırmaları, bilinçlenip bunun önemine varmalarıdır.

Birinden veya bir kurumdan para istemek çok zordur.

Hem aile için hem de öğrenci için. Hele ki bunu alışkanlık haline getirip, oradan buradan yardımla yaşamaya alışmamış, elinden geldiğince çalışan ama imkanı bu kadar olan insanlara sözüm. Doğru yoldasınız. Maalesef ülkemizin durumu belli. İmkanı olandan alıp, ihtiyaç sahibine ulaştırmak,
Yüzyıllardır süren bir çözüm yoludur.

Günümüzde bizim gibi vakıflar, dernekler, kurumlar ve insanlarda böyle çalışıyorlar.
Zenginden al , fakire ulaştır.!!!

Günümüz gençliği çok bilinçli, her şeyin farkında ve sorgulamayı çok iyi bilen bir gençlik geliyor.
Gerek maddi imkansızlıklardan dolayı öğrenciye burs verilmeli, gerekse başarısından dolayı öğrenci ödüllendirilmedi.

Kendi için burs araştıran öğrenciden ben çok umutluyum.
Kendine burs kaynağı yaratan çocuklar ;
“kendine imkan yaratan, zorluklara karşı çözüm üretmeye çalışan, araştırmayı öğrenen ve en önemlisi ayakları üzerinde durmayı başaran çocuklardır,.”

Bugün bu çabayı gösteren çocuklar ve bunu destekleyen aileler yarın kendi düzenlerini kurduklarında,
Paralarını kazanamaya başladıklarında; inanıyorum ki onlarda başka öğrencilere burs vereceklerdir.

Böylece almayı öğrenen öğrenci, iş başa düştüğünde önce elini kalbine koyacak, sonrada cebindekini paylaşmayı bilecektir.

Ben bu gençlikten çok umutluyum…

Şadiye EVGİN
KEGEV Vakıf Müdürü
>

KUŞADASI KONGRE MERKEZİ BİTİYOR...

"Kongre merkezinin Kuşadası'nı yaz- kış hareketli tutacağı düşünülüyor. Giderek kısalan yaz sezonundan sonra Kuşadası'nın umudu kongre merkezi..." 
Avrupa’nın en büyük kongre merkezi iddiasıyla kurulan ve Ege Bölgesi’nin kaderini değiştirecek olan Kuşadası Kongre Vadisi projesi’nin ilk bölümünü oluşturan Kuşadası-Efes Kongre Merkezi inşaatı tüm hızıyla sürüyor. Kuşadası Belediye Başkanı ve kongre merkezini işleten KOMER şirketinin Başkan Yardımcısı M. Esat Altungun, son aşamaya gelen çalışmaların da tamamlanmasıyla Avrupa’nın en büyük kongre merkezinin açılışının yaklaşık bir ay içerisinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılacağını söyledi.
Kaynak : kusadasi.bel.tr
-->

KUŞADASI SAHİL PROJESİ / SAHİL DOLDURULACAK.

Kuşadası sahilinin 70’li yıllarda dolgu ile genişletildiğine dikkati çekilerek, Gerek plaj, gerekse yürüyüş alanlarını genişletmek amacıyla Kutes-Marina ve Güvercinli Park- Güvercinada arasında dolgu planında da revizeye gidileceği. Bakanlık tarafından onaylandıktan sonra burada yeşil alan, yürüyüş yolu, bisiklet yolu, Yeni plaj alanları ve süs havuzları oluşturulacağı duyuruldu...

-->

KUŞADASI'NDA SİNEMA - TİYATRO

Kuşadası şehirleşiyor...
Şehirleşti...

Bir çok yapısal değişimi söz konusu; Örneklersek, adalet sarayı yapılandı, belediye binası yenilendi, kongre merkezi bitti bitecek, üniversitesi genişletiliyor, otelleri büyüyor, büyük ölçekli alışveriş merkezleri var -hala yapılmaya devam ediyor, otobüs terminali yenileniyor/ modernleşiyor... Bu örnekleri arttırmak mümkün...

Şehirleşen Kuşadası'ndaki eksik "Sinema ve Tiyatro"

Sinema... Kuşadası'nın açık hava sineması olan yer otopark! Yine aynı yerde küçük bir kapalı sinema salonu vardı. Bilenler hatırladı... Bu sinema faaliyetini durdurduktan sonra, belediye binasının zemin katı sinema salonu olarak kullanıldı, onuda durduran sel oldu... Kuşadalılar sinema kültürünü şehirlerinde olmadığı için Söke ve Selçuk olmak üzere İzmir'den takip ettiler. Aradan uzun bir süre geçti ve Kipa A.V.M. içinde sinema faaliyeti yeninden başladı. "Teknik olarak yeterli mi? Konforlu mu?" tartışmasının yanı sıra, var olması sevindirdi. Olumsuz yanı... Şehre uzaklığı en büyük etken...

Tiyatro... Kuşadası'nda faaliyetleri Kütüphane salonunda yapıldı hala yapılmaya devam ediyor. Özel günler, kutlamalar ve etkinlikler içinde kullanılıyor. Yerel tiyatro gruplarının sahneledikleri oyunlarda dolup taşıyor yetmiyor! Kuşadası'nın dışından getirilen ulusal ölçekli oyunlarda ise fiziki yapısının yetersizliği Kuşadası'nın yüzünü kızartmaya yetiyor.

Şirin bir turizm kasabasından "şehirleşen Kuşadası" modeline geçerken, kültürel ve sanatsal faaliyetler için alanlar iyileştirilmez ise, şehirleşmenin en önemli ayaklarından olan bölümü atlamış oluruz.

Bu konunun en kısa zamanda ele alınması dileklerimizle...

Kuşadası Benim
09.11.2012

* Sizlerde bizlere Kuşadası hakkında yazılarınızı paylaşabilirsiniz...
İletişim adresimiz : kusdasibenim@gmail.com



DOĞRU BESLENME GRİBE YAKALANMAYI ÖNLÜYOR / KÖŞE YAZILARI / DR. ŞÜKRÜ GÜNGÖR

Doğru Beslenme Gribe Yakalanmayı Önlüyor…

Sonbahar kendisini hissettirmeye başladı, bir süredir mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklığı düşüyor. Soğuk algınlığı, grip, bronşit gibi hastalıklar da kapıda. Sonbaharı sağlıklı geçirmenin yolu ise bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçiyor.

Havanın soğuması ile birlikte hastalıkların oluşum sıklığı artmaktadır. Mevsimin değişikliğine bağlı olarak halsizlik, isteksizlik, baş ağrısı ve yorgunluk ilk belirtilerdir. Grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi pek çok hastalık da kendini göstermeye başlamaktadır. Bağışıklık sistemimizin güçlü olması bu dönemde çok önem kazanmaktadır. Bizi enfeksiyondan koruyan ve toksik ajanlarla savaşan bağışıklık sistemimizdir. Güçlü bir savunma mekanizması oluşturmanın temelinde ise; yeterli ve dengeli beslenme ve antioksidan besinlerce zengin beslenme yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü bu dönemde vücut direncindeki azalmaya dikkat çekerek antioksidan etkiye sahip olduklarından A, C, E vitaminlerin, selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin, omega - 3 ve omega - 9 yağ asitlerinin alımını artırmayı önermektedir. Tabi ki öncelik bu öğelerin besinlerden doğal olarak alınmasıdır.

Sağlıklı olmak sağlıklı beslenmekle devamlılık kazanır.

Yeterli ve dengeli beslenmeyi ihmal etmeden eti, sütü, sebzeyi, meyveyi, tahılları mutlaka tüketmeliyiz. Önceliğimiz hep taze sebze ve meyveyi doğal beslenmeyi tercih etmek olmalıdır. Çeşitli besinlerden beslenmeyi hep vurgulasak da siz bu enfeksiyona sık yakalanabileceğimiz dönemde aşağıda belirtilen vitamin ve mineralleri içeren gıdaları sofralarınızdan hiç eksik etmeyin.

Yumurta, süt, balık vücudu enfeksiyondan koruyor

Vücutta savunma sisteminde görev alır, lenfosit yapımı ve antikor oluşumunu artırır; böylece enfeksiyonlara karşı vücudu korur. A vitamini anti enfeksiyon vitamin olarak da bilinmektedir.

Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır.

Yüksek C Vitamini içeriği ile yeşilbiber, kuşburnu ve karnabahar savunma sisteminizi güçlendirir

Önemli antioksidanlardan bir diğeri de C vitaminidir. C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar, savunma sistemini güçlendirir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. C vitamini kaybını önlemek için salatalar da meyve suları gibi tüketilmeden hemen önce hazırlanmalıdır.

Fındık, ceviz, badem ve balık doğal koruyucudur

E vitaminin vücut çalışmasındaki en önemli görevi antioksidan özelliğidir. Yeni doğan bebeklerde solunum bozukluklarının kronikleşmesini önlediği görülmüştür. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerdir.

Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Çinko eksikliği hastalıkları da beraberinde getiriyor

Hafif düzeyde çinko eksiklikleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaygın görülen ve birçok sağlık sorununu beraberinde getiren bir tablodur. Bu durumda yapılan çinko desteği fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeyi iyileştiren yaşamı tehdit eden enfeksiyonların sıklığını azaltmaktadır.

En iyi kaynakları; kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri ile karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinlerdir. Orta düzey kaynakları; fındık, ceviz, fıstık gibi kuruyemişler, süt, peynir ve kuru baklagiller çinkodan zengin bitkisel kaynaklardır.

Öğünlerinizde yoğurt ve kefir tüketmeye dikkat edin

Florayı güçlendirerek gastrointestinal sistem enfeksiyonlarına karşı direnç oluştururlar. Antimikrobiyal aktiviteyi üst düzeyde tutarlar. İmmün fonksiyonlara(bağışıklığa) destek verirler. Antitümör özellik gösterirler.

Prebiyotikler ise probiyotiklerin büyüme ve gelişmesini sağlayan, aktivitelerini arttıran sindirilmeyen karbonhidrat bileşikleridir. Prebiyotikler ise başta anne sütü ve lifli gıdalarda (enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz ve muz gibi ) bulunurlar. Yoğurt prebiyotiktir, yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir, yani kendisi yararlı mikroorganizmadır

Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini de artırır.

Kahvaltıda 1 tatlı kaşığı bal veya ballı limonlı ılık çaylar rahatlatıcı etki gösterir

Genel olarak balın yaklaşık % 82' si fruktoz ve glikoz şekerlerinden, % 17.2 'si sudan meydana gelir. Enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı önerilmiştir.

Yemeklere, çorbalara, yoğurda ve etlerin marinizasyonunda sarımsak kullanın

Sarımsağın yapısında bol miktarda su, fruktoz içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunur. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir.

Sarımsağın en önemli biyokimyasal özelliklerinden biri antioksidan potansiyelidir. Bu özelliğinin içindeki organik kükürt bileşiklerinden (allisin) kaynaklandığı düşünülmektedir. Çiğ sarımsakta antioksidan potansiyeli vardır, ancak yüksek dozları kalp, karaciğer ve böbreğe toksik etkiler gösterebilmektedir. Ayrıca sarımsakta bulunan flavonoidler de antioksidan etkilerine katkıda bulunuyor olabilirler. Bir başka önemli özelliği, organizmada birçok işlevi olduğu gösterilen nitrik oksiti (NO) artırıcı etkisidir. Bu mekanizmalar sarımsağın ateroskleroz ve hipertansiyon tedavisi ile koruyucu önlem rollerini açıklayıcı olabilir. Sarımsağın çeşitli mekanizmalarla karsinojenleri detoksifiye edebileceği, bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyerek de kansere karşı yararlı olabileceği söylenmektedir.

Salatalara çiğ maydanoz ekleyin. Yemekler piştikten sonra maydanozu ekleyin ki C vitamin kaybı olmasın.

Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sisteminin, adrenal bezin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir. Yapraklarında uçucu yağlar, flavonoidler, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar vitamin ( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum yönünden zengindir. Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar.

Narı suyundan çok tanesi ile tüketmeye çalışın

Nargiller familyasının örnek bitkisidir. Nar meyvesi ismini Latince’de ‘çok tohumlu’ anlamına gelen ‘pomegranate’ den almıştır. Nar suyunda anthsiyaninler ve güçlü antioksidant flavonoidler nar suyunun rengini sağlarlar. Nar antioksidan ve anti-tümör etkisinden dolayı ilaç olarak da tanımlanabilir.

Kayısı ara öğünlerinizde kurusunu pratik taşıyabileceğiniz vitaminli bir meyvedir

Kayısı, insan vücudunun günlük enerji ve protein gereksiniminin karşılanmasında çok az katkıda bulunmakla birlikte mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karotence çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar. Diğer taraftan A vitamini normal vücut hücrelerinin kanserli hücreye dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan aktif karsinojenlerden tekli oksijenin oluşmasını önlemekte veya oluştuktan sonra etkisiz hale getirmektedir. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır.

Zenginlik sıralamasında kivi birinci

Dünyada yoğun olarak tüketilen 26 meyve içerisinde besin maddesi yönünden en zengin meyvedir. Kivi meyvesinin 100 gramında ortalama 100-400mg C vitamini bulunur. Ayrıca magnezyum içeriği bakımından da en zengin, yüksek potasyum miktarı ve düşük sodyum ile yine meyveler içerisinde ön sıralarda yer almaktadır. E vitamini, bakır, fosfor, B2 vitamini ve A vitamini bakımından da iyi bir içeriğe sahiptir. Kivi, karotenoidler (beta karoten, lutein ve ksantofil), fenolik bileşikler (flavanoidler ve antosiyaninler) ve antioksidant içerikleri yönünden de oldukça önemli meyvelerdendir.

Bitki çaylarının antioksidan etkisinden faydalanın

Özellikle kuşburnu, ıhlamur, ahududu, böğürtlen bu dönemde antioksidanca zengin olanları olarak sıralanabilir. Limonla zenginleştirerek kendinize doğal bikri çayları karıştırabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın…

OTOMOTİV SEKTÖRÜ KAMPANYALARI / KÖŞE YAZILARI / HALİL MERT DOLCAN

Herkese selam.

Kış kapıda ve kendini hissettirmeye başladı. Peki sizler otomobilleriniz için neler yaptınız?

Mesela kış öncesi bakımlarınızı yaptırttınız mı?

Lastiklerinizin durumunu gözden geçirdiniz mi?

Aracınızın soğutma sistemine baktırttınız mı?

Akünüzün tam şarjlı olduğundan eminmisiniz?

Eğer cevabınız hayır ise bugün itibari ile başlayan ve günden güne düşecek olan hava sıcaklıklarının ve yağışların aracınız için olumsuz şartlarına karşı savunmasızsınız demekki...

Bunun için ne yapmalıyız?

Daha önceki yazımda da belirttiğim üzere kış öncesi aracınıza bakım yaptırtmanızın tam zamanı.... Haydi servislere.... Sizler için birkaç markanın avantajlı kampanyalarını sizlerle paylaşmak istedim.

Ford
Arkadaşlar sene sonu yaklaşırken tüm firmalarda kış aylarına özel kampanyalar da hız kesmeden başlıyor. Ve tam sizlerin aradığı gibi kampanyalar olabiliyor. Tv den, radyolardan dinlediklerimiz üzere Ford tarafından ücretsiz kış kontrolleri kampanyası 1 kasım - 15 aralık tarihleri arasında tüm ford servislerinde 395TL kdv dahil alışverişlerde silecek süpürgesi hediye ediyor ön fren balatalarında yine 395TL kdv dahil alımlarda %20 iskonto sunuyor.

Renault - Dacia
Renault ve Dacia 14 Kasım - 17 Aralık tarihleri arasında “Renault Kış Servis Kampanyası” kapsamında indirim ve avantajlı fırsatlar sunuyor. Renault Yetkili Servislerinde düzenlenen bu kampanya kapsamında, Renault Fix Servis Paketlerinde (ön cam hariç), Elf motor yağlarında, Goodyear ve Michelin lastiklerinde %20 indirim fırsatı sunuluyor. Ayrıca Worldcard, Bonus Card ve Maximum Karta 6 taksit fırsatı sunuyor.

Peugeot
08 Ekim - 10 Kasım tarihleri arasında düzenlenen kampanya ile Peugeot Yetkili Servisleri’nde birçok yedek parçada ve işçilikte indirimler ve avantajlı teklifler sunuluyor.
Kampanya kapsamında fren balataları, fren diskleri, ateşleme bujileri, silecekler ve motor yağlarında %20’ye varan, tüm filtrelerde 15%’e varan, işçilikte de %10’a varan indirimler Peugeot sahiplerini bekliyor.
Orijinal yedek parça Peugeot ürün gamındaki fren balataları, fren diskleri, ateşleme bujileri, silecekler ve motor yağlarında %20, tüm filtrelerde %15 ve işçilikte %10 oranında özel indirimlerden faydalanabiliyorlar.
Tüm bu avantajlara ek olarak kampanya kapsamında sunulan 2 adet Michelin veya Pirelli marka lastik satın alan araç sahiplerine 50 TL, 4 adet lastik alımına ise 100 TL değerinde Total akaryakıt hediyesi Peugeot kullanıcıları için çok cazip bir teklif oluşturuyor.

Citroen
Türkiye’de 50’den fazla noktada uzman kadrosuyla satış ve servis hizmeti veren Citroën; kış bakım kampanyası ile birçok avantaj sunuyor. 30 Kasım tarihine kadar sürecek kampanya kapsamında araçlarını Citroën yetkili servislerine götüren kullanıcılar, ödemelerini Maximum Karta özel 6 taksit ve 2013’te ödeme fırsatıyla yapabilecekler. Ayrıca, orijinal mekanik yedek parça ve işçilikte %20, orijinal aksesuarlarda %15 indirim ve Total motor yağlarında % 20’ye varan indirim avantajlarından yaralanabilecekler. 4 Michelin lastiğe Würth kış bakım paketi ve park sensörü hediyesi de Citroën sahiplerini bekliyor. Üstelik Maximum Kart’a özel 6 taksit ve 2013’te ödeme fırsatı da sunuluyor

Opel
Ay sonuna kadar Opel Yetkili Servisleri'nde yapacağınız mekanik servise dahil tüm harcamalarda; * 499 TL ve üzerindeki harcamalara, Petrol Ofisi'nden 50 TL değerinde hediye akaryakıt. * 3 yaşını doldurmuş Opel'lere orijinal parça ve işçilikte %20 indirim. * 5 yaşını doldurmuş Opel'lere orijinal parça ve işçilikte %25 indirim...

Mini Cooper
4 yaş ve üzeri MINI'nizin bakım ve mekanik işlemlerinde %20 indirim avantajı 1 Ekim - 30 Kasım 2012 tarihleri arasında Borusan Otomotiv Yetkili Servisleri'nde sizi bekliyor. Üstelik otomobilinizin bundan sonraki servis işlemlerinde de indirim avantajı sağlayacak olan FUN Card üyeliği hediye ...

Hepinize güzel günler dilerim...

Halil Mert Dolcan
Otomotiv Teknikeri
Dikmenler Motorlu Araçlar Ltd.Şti.


-->

KUŞADASI'NA YENİ TERMİNAL BİNASI / YENİ OTOBÜS TERMİNALİ

Yeni terminal binası Kuştur’da eski taş ocağında yapılacak; Belediye meclis toplantısında Kuşadası’na yeni yapılması planlanan Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin yeri de belirlendi. Mevcut terminalin şehir içinde kalması ve Kuşadası’nın modern bir otobüs terminaline kavuşturulması amacıyla daha önce başlatılan çalışmalar ışığında belediye meclisi imar komisyonunda yürütülen işlemler komisyon tarafından meclis gündemine getirildi. Oybirliğiyle kabul edilen karara göre, Kuşadası’nın yeni şehirlerarası otobüs terminali Bayraklıdede Mahallesi Kuştur Mevkii’ndeki eski taş ocağının bulunduğu alana inşa edilecek. Mevcut terminal binası ise yenisi yapıldıktan sonra yıkılacak ve yerine belediye hizmet üniteleri inşa edilecek.
KAYNAK : kusadasi.bel.tr

PERİYODİK BAKIM VE ORJİNAL YEDEK PARÇA / KÖŞE YAZILARI / HALİL MERT DOLCAN

Öncelikli olarak hepinizin geçmiş kurban bayramını ve Cumhuriyetimizin 89. yaşını kutladığımız bayramınızı kutlarım...

Bu hafta sizlere periyodik bakımların ve orjinal yedek parça kullanmanın faydalarından bahsedeceğim...

Biliyorsunuz ki kullanmış olduğumuz araçların belirli kilometreler sonunda periyodik olarak bakımlarının yapılması gerekmektedir. Periyodik bakımlarda ; motorunun içindeki yagdan tutunda filtrelerine ve gerekli olan bütün aksamlarına ( aydınlatma, alt takım, frenler, klima vs.... ) bakılmakta ve siz değerli otomobil sahiplerine bildirilmektedir.

Yetkili servisler, sizler için birer güvence olmalıdır aslında. Neden diyenlerinizin olduğunu düşünürsem sizlere almış olduğunuz hizmetin bir garantisi olduğunu ve araçlarınızın üretici firmalarının sizlerin arkasında olduğunu yani herhangi bir probleminiz olduğunda karşınızda muhattap bulabileceğiniz söylesem ....

Evet arkadaşlar yetkili servislerde kullanılan yedek parçalar orjinal parçalardır ve üretici firmaların vermiş oldukları garanti süreleri kadar yedek parçaları garanti altındadır. ( Ortalama 2 yıl ) İçinizden bazılarının orinal parçalar pahalı dediğini tahmin ediyorum.....

Arkadaşlar orjinal parçalar piyasaya göre yani muadil adını verdiğimiz parçalara göre pahalı olarak gözüküyor olabilirler. Ancak orinal parçanın garantili parça olduğunu düşündüğümüzde aslında piyasadaki muadillerine göre fiyat konusunda da artı sağlamış oluyorlar......

Yetkili olmayan servislerde satılan parçalar orjinal olmadığı gibi, aracınız için uygunsuz olabilmekte ve buda arızalara yol açabilmektedir. Sadece arızaya yol açmakla kalmıyor doğal olarak yeni parçaya bir ücret ödeyeceğiniz için sizlerede zarar vermektedir.....

Ben bir otomotivci olarak hepinizi orjinal yedek parça kullanmaya davet ediyorum.... Bilinçli tüketici olursak eğer daha az üzülürüz değil mi arkadaşlar .....

Hepinize güzel günler dilerim.....

Halil Mert DOLCAN
Dikmenler Motorlu Araçlar ltd. Şti.
Otomotiv Teknikeri



-->

KUŞADASI VE AL BAYRAĞIMIZ ALBÜMÜ / KUŞADASI RESİMLERİ

Facebook sayfamızda KUŞADASI VE AL BAYRAĞIMIZ adlı albüm oluşturduk. Kuşadası'nın her köşesinden Kuşadası ve Al Bayrağımızın fotoğraflarını bekliyoruz. Sizlerde fotoğraflarınızı paylaşabilirsiniz...
İletişim adresimiz : kusadasibenim@gmail.com
Facebook Sayfamız : facebook/kusadasibenim


SAATLER BİR SAAT GERİ ALINACAK / YAZ SAATİ UYGULAMASI BİTİYOR...

HATIRLATMA!
Yaz saati uygulaması bu hafta sonu bitiyor.
28 Ekim Pazar günü saat 04.00’de saatler bir saat geri alınacak...

KUŞADASI KURBAN SATIŞ YERİ / KURBAN BAYRAMINDA ÜCRETSİZ KESİM YERLERİ

Kurban satışı Kuşadası'nda Kuştur yolu üzerindeki taş ocaklarının bulunduğu alanda, Davutlar Beldesi'nde ve Güzelçamlı Beldesi'nde yapılacak. 

Kuşadası Belediyesi Hayvan Kesim Merkezi’nde kurban bayramının 1. günü küçükbaş, 2. günü büyük baş hayvan kesimi ücretsiz olarak yapılacak...

Kaynak : kusadasi.bel.tr

BAYRAM BİTTİ, ET BİTTİ / KÖŞE YAZILARI / DR. ŞÜKRÜ GÜNGÖR

BAYRAM BİTTİ, ET BİTTİ…

Kurban bayramında sağlığınızı riske atmayın…
Toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olan kurban bayramında, dikkatsiz beslenme bir çok sağlık problemine yol açabilir. Geleneksel olarak bazı yörelerimizde kurbanın kesilmesi ile birlikte, tabir yerinde ise “bayram bitti et bitti’’ şeklinde etler bitene kadar sabah kahvaltısı dahil nerede ise her öğünde yüksek miktarda et yenilmesi sonucu çok ciddi sonuçlar doğabiliyor.

Koyun etini yağlı kısmını ayırarak tüketin.
Koyun eti daha yağlı olduğu için, yüksek kolesterol, kalp-damar hastalığı olanlar daha az yağlı olan dana etini tercih etmeliler. Koyun eti tüketlecek ise yağlı kısımları iyice ayıklanmalıdır. Biz genelde et tüketimi için danayı tercih ediyoruz çünkü dana eti daha az yağlı bir ettir, sindirimi daha kolaydır. Özellikle çocuklara hazım açısından dana eti yedirilmesi daha iyi olur.

Kurban etini dinlendirmeden yemeyin.
Taze eti hemen tüketmek çeşitli sindirim problemlerine neden olabilir. Çünkü serttir, çiğnemesi ve hazmı zordur. O nedenle kurbanın ilk günü mümkün olduğu kadar parça et tüketi-minden kaçınmak iyi olur. Özellikle bayramın ilk günü et tüketilecekse bu-nun kıyma olarak tüketilmesi daha doğru olur. Parça et tüketimi en az 24 müm-künse 36 saat dinlendirilmiş et olarak yenmesi daha uygun olur. 48 saat içinde de tüketilemeyecek miktardaki etler, buzdolabı poşetlerine 250-300 gramlık paketler halinde sarılarak daha sonra tüketmek üzere derin dondurucuya koyulmalıdır.

Bayram yemeğini öğlen yiyin.
Mümkünse aile yemeklerini öğlen yemeği olarak organize edin. Bu şekilde geçireceğiniz bir günde sabah kahvaltısını tahıl gevreği, yoğurt ve meyve ile yapın. Öğlen yemeğinde 150-200 gr. geçmeyecek şekilde et tüketebilirsiniz, beraberinde bol salata ve biraz pilav yiye-bilirsiniz. İçecek olarak yüksek kalorili gazlı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları ve ayran iyi bir seçim-dir. İkindi öğününde meyve yemek iyi olur. Akşam yemeklerinde muhakkak etsiz sebze yemeği ve yoğurt tüketmeye çalışın.

Kurban etini pişirirken dikkat edin.
Et pişirme yöntemi olarak haşla-ma, ızgara veya fırında pişirme yöntem-lerini kullanın. Mangal yapacaksanız kömürün iyice yanmasını bekleyin ve etleri mümkün olduğu kadar kömürden uzak tutarak hiç kömüre temas ettirmeden pişirin. Bir hafta içinde 2’den fazla mangal yöntemini kullanmayın.

Bayram yemeğimizi özellikle kurban etinin yağsız tarafından pişirmeye dikkat etmeliyiz. Özellikle kavurma yapılırken etin içine iç yağı, kuyruk yağı, tere-yağı gibi yağlar koyulmamalıdır. Et sadece kendi suyu ile pişirilerek kavurma yapılmalıdır

ETİN ÜSTÜNE ÇAY İÇMEYİN !

LİMON KURBAN ETİNİ HAZMETTİRİR
Bol limon eklenmiş salata ve sebzelerle birlikte kurban eti tüketimi hazmı kolaylaştırır. Beraberinde taze sıkılmış meye suyu içmek hem et sonrası duyulan tatlı ihtiyacını azaltır hem de sindirime yardımcı olur. Tansiyon ve kalp hastalığı problemi olmayan kişiler maden suyu içebilir. Etin hemen üzerine çay-kahve içmek de etin içindeki demirin vücut tarafından kullanımını azaltır. O nedenle çay-kahve tüketiminin yemekten 2-3 saat sonra olması daha sağlıklıdır.

Diyabet ve hipertansiyon hastaları dikkat!
Kurban bayramında normal hayata nazaran günlük alınan protein miktarı çok arttığı için dikkatli olmak gerekir. Proteinlerin doymuş yağ oranları fazla olduğu için yüksek kolesterolü ve kalp hastalığı olanlarda vücuda ekstra yük getirir. Hipertansiyonu olan hastalarda kavurmalarla birlikte fazla yağ ve tuz tüketimi kan basıncını çok artırarak hipertansif krizlere, beyin kanamalarına ve kalp krizi gibi istenmeyen klinik durumlara yol açabilir. Ayrıca Gut hastaların da fazla protein alımı, protein metabolizmasının son ürünü olan ürik asit birikimine ve buna bağlı gut atağının ortaya çıkmasına neden olur. Bu üç grup hastanın tükettiği et miktarını çok kısıtlı tutması iyi olur. Diyabet hastaları ise eğer tansiyon ve yüksek kolesterol problemleri yoksa daha ılımlı et tüketebilirler. Diyabet hastalarının özellikle pilav, makarna, börek, kurabiye ve ekmek gibi karbonhidratlar konusunda dikkatli olmaları gerekir.

EGZERSİZE ARA VERMEYİN
Kurban bayramı her ne kadar yeme-içme ağılıklı bir bayram olsa da kilo problemi olanların bu konuda daha dikkatli olmaları gerekir.Günü en az 4 öğüne bölün. Özellikle ikramların bol olduğu akraba ziyaretlerine herkesten geç gitmek yani hayır denilemeyen yiyeceklerin ikramlarından sonra gitmek, hem ısrara maruz kalmayı önler hem de yiyeceklerin hepsini birden göz görmeyince gönül istemez. Ayrıca bayramın aynı anda tatil anlamına geldiği unutulmadan her günkü aktivitelerden daha fazla aktivite yapmak kilo kontrolünü elde tutmada fayda sağlar. Yine bayramda yeme içme dürtüsünden çok, algıyı gezmeye-görmeye kaydırmak iyi olur. Sinemaya gidilebilir, hava iyi de olsa kötü de uzun yürüyüşler yapılabilir.

Kendi öğününüzü seçin
Mesela günde bir öğünü kendinize baz alın ve o öğünde diğer öğünlere göre sevdiğiniz yiyeceklere daha çok yer verin. Diğer öğünlerde ise acıktıkça meyva-yoğurt-ayran gibi nispeten daha düşük enerjili yiyecekleri tercih edin.

Diyetinizi bozarsanız…
Aslında diyetin bozulması diye bir kavram olmamalıdır. Günlük yeme planının oluşturulması gerekir. Şöyle ki eğer bir aile yemeği yapılacaksa bunun öğlen yemeği olarak yenmesi daha sağlıklı olur. Yemek öncesi çok teferruatlı kahvaltı yapılmadan sadece meyva-yoğurt tüketilebilir. Öğlen yemeğinde et yemeği, salata, biraz pilav, börek ve cacık, ikindide de sütlü tatlı yenilebilir. Ama özellikle akşam yemeğinde çok ağıra kaçmadan etsiz sebze yemeği, yoğurt ve meyve yemek daha iyi olur.

Tatlıyı fazla kaçıranlar…
Bayramda et yedikten sonra fazla proteini dengelemek için insanların canı tatlı çeker. Burada da kontrollü olmak çok önemli. Hamurlu-şerbetli tatlılardan ziyade sütlü tatlıları, dondurmaları veya kuru meyvaları tercih etmek daha iyi olur. Ama bu yiyeceklerde de porsiyon kontrolünü elden bırakmamak gerekir. Ayrıca bu yiyeceklere eğilimi azaltmak için eti tek başına değil, muhakkak 1-2 dilim ekmek veya 4-5 yemek kaşığı pilav ile beraberinde bol salata ve taze sıkılmış meyva suyu ile yemek daha iyi olur. Bayramda özellikle meyve tüketimini artırmak, şekersiz bitki çaylarını günde 2-3 fincan içmek, bol yürüyüşler yapmak çok iyi bir davranışlardır.

Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, Kurban Bayramınız kutlu olsun!

ARAÇLARDA KIŞ BAKIMI / KÖŞE YAZILARI / HALİL MERT DOLCAN


Tüm otomobil sevenlere merhaba;

Kış ayı gelmeden, havalar soğumaya başlamadan otomobillerinize neler yapmanız gerekiyor biliyor musunuz?

İsterseniz ben sizlere yardımcı olayım...
1 - Aracımızın soğutma sistemindeki antifirizin durumu.
2 - Lastiklerinizin diş derinlikleri.
3 - Akünüzün doluluğu.

Yukarıda yazmış olduğum 3 madde uygulamanız ve dikkat etmeniz gereken en önemli maddelerdir.
Bunları birazcık açacak olursak;
Soğutma sistemine koymuş olduğunuz antifiriz aslında sadece kış aylarında donmayı önlemekle kalmıyor, aynı zamanda suyun zaman içerisinde meydana getirdiği korozyona da engel oluyor.
Araçlarınızda kullanılan antifirizlerin ortalama ömrü 6-10 yıl arasında olmaktadır. Eski inançların tersine aracınızın soğutma sisteminde antifiriz sürekli olmalıdır.
Lastikleriniz diş derinlikleri 3 mm altında olmaması gerekmektedir. Lastiklerinizin diş derinliğinin 3 mm altında olması demek sizlerin tabanı aşınmış bir çift ayakkabı ile ıslak zeminde bir bakıma yürümeye çalışmanız anlamına geliyor. Biliyorsunuz ki lastik üzerindeki kanallar yagışlı havalarda lastik üzerindeki suyun rahat atılabilmesini sağlamakla kalmıyor aynı zamanda da aracınızın yola daha rahat tutunabilmesini sağlıyor.

Şunuda unutmayalım lastiklerinizin diş derinlikleri ne kadar ii olursa olsun birde dikkat etmemiz gereken lastiklerin yaşıdır.
Ortalama bir lastiğin raf ömrü 5 yıl veya 50000 km civarındadır.(Kullanım şartlarına göre bu km değişebilir)
5 yılını doldurmuş bir lastiğe aracınız sahipse eğer lastiklerinizin yenilerini alma zamanı gelmiş demektir. Çünkü en tehlikeli lastik sınıfına girmektedir.

Son olarak da aküden biraz bahsedelim;
Akünüzün tam kapasite ile dolu olması gerekmektedir. Nedeni marş anında akü kapasitesinin yarısını mars motorunun çekmesidir.
Özellikle kış aylarında bilhassa havalar birazcık soğumaya başladığında araçların sabahları geç çalıştığını ve hatta hiç çalışmadığını görebilirsiniz. Böyle durumlarla karşılaşmamak için ilk önce aracınızın aküsünü şarj ettireceksiniz eğer şarjda problem varsa yenisi ile değiştireceksiniz.

Yaklaşmakta olan kış aylarından önce tedbirlerinizi almanızı önerir yolda kalmadan huzurlu bir kış geçirmenizi şimdiden canı gönülden dilerim.

Halil Mert DOLCAN
Dikmenler Motorlu Araçlar Ltd. Şti.




-->
Bu yazı kez görüntülendi...

SOĞUK ALGINLIĞI / KÖŞE YAZILARI / DR. ŞÜKRÜ GÜNGÖR

Havaların serinlemeye başladığı bugünlerde çevrenizde mutlaka grip ya da soğuk algınlığı olan ve bu iki sorunla baş etmeye çalışan birçok kişi vardır.

Bugünkü konumuz ; SOĞUK ALGINLIĞI

Kış hastalıkları nelerdir?
Çok çeşitli virüslerin neden olduğu bir üst solunum yolları enfeksiyonu olan nezle, sonbahar-kış hastalıklarının başında gelir. Soğuk algınlığı ismiyle de bilinir. Nezlenin yanı sıra burun etrafındaki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanması yani sinüzit, yutak iltihabı farenjit, bademciklerin iltihabı tonsillit, gırtlağın ve ses tellerinin iltihabı larenjit, orta kulak iltihabı otit, ana nefesborusunun iltihabı trakeit, bronşların iltihaplanması bronşit, astım ve akciğer dokusunun iltihabı zatürree de sonbahar ve kış mevsiminde ortaya çıkabilecek hastalıklardandır.

En yaygın hastalık hangisi?
Halk arasında üşütme olarak da anılan soğuk algınlığı.

Belirtileri neler?
Hastalık, ani burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı ve boğaz ağrısı ile başlar. Gözlerde de kızarma, sulanma ve yanma olabilir. Ateş genellikle normaldir, ama bazı kişilerde hafif olarak yükselebilir. Birçok hasta kendini yorgun, keyifsiz ve bitkin hissedebilir. Baş ağrısı olabilir. Birkaç gün süren belirtiler bir hafta içinde tamamen kaybolur.

Nasıl bulaşır?
Virüsler hasta kişinin hapşırması, öksürmesi sırasında havaya karışırlar. Sağlıklı kişiler de bu virüsleri burun veya gözler aracılığıyla alırlar. Virüsler, tokalaşma sırasında ve hatta virüsle kirlenmiş kalem, gözlük, mendil gibi eşyalarla da bulaşabilirler.

Bu virüsler zatürree gibi ağır bir hastalığa sebep olabilir mi?

Bu virüslerin üremeleri için en ideal yer ısısı 33-34 santigrat derece olan burun boşluğudur. Soğuk algınlığı virüsleri olan rinovirüsler, kolay kolay zatürreeye neden olmazlar. Çünkü akciğerlerin ısısı 37 santigrat derece civarındadır ve bu sıcaklık virüslerin üremeleri için hiç de uygun değildir.

Soğuk algınlığında hangi yaş grubu daha çok risk altında?

Hastalık küçük çocuklarda daha çok görülür. Ama yaşamlarının ilk dönemlerinde yılda dört-beş kez hastalanan bebekler, büyüdükçe bağışıklıkları arttığı için daha az hastalanır. Ayrıca, erkek çocuklar kızlara göre daha hassastır. Kimler soğuk algınlığına daha duyarlıdır?
Sigara tiryakileri hem soğuk algınlığı hem de diğer solunum yolları hastalıklarına daha duyarlıdır. Evlerinde sigara içilenlerde de soğuk algınlığı riski daha yüksektir. Evlerde sigara içilmesi özellikle bir yaşın altındaki bebekler için çok tehlikelidir. Alkoliklerin de diğer enfeksiyonlara olduğu gibi nezleye de dirençleri daha azdır. Astım, egzema gibi alerjik hastalığı olanlarda solunum yolu enfeksiyonları daha fazla görülmektedir.

Soğuk algınlığı tehlikeli midir?
Nezle, hafif seyreder ve kendiliğinden de geçer. Fakat tüm dünyada en çok görülen ve en çok işgücü kaybına neden olan bir hastalıktır. Vücut direnci düşük olan kişilerde ve çocuklarda ortakulak iltihabı, sinüzit, bronşit ve zatürree gibi hastalıklara yol açabilir. Soğuk algınlığının tedavisi yok

Soğuk algınlığından korunmak için nelerin yapılması gerekir?

Hasta kişilerle tokalaşmak, öpüşmek gibi yakın temastan kaçınmalı. İnsanların toplu olarak bulundukları kalabalık ortamlara girmemeli. Eller, sıkça ve bol su ile iyice yıkanmalı. Ellerin göz ve burun ile teması önlenmeli. Hasta kişilerin eşyaları kullanılmamalı.

Soğuk algınlığının tedavisi nedir?

Soğuk algınlığının kesin bir tedavisi yok. Bununla beraber, tedavide amacımız hastalık belirtilerinin giderilmesi ve kişinin rahatlatılması. Tedavi sürecinde A ve C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketilmesi lazım. Burun tıkanıklığının en iyi tedavisi hiçbir yan etkisi olmayan serum fizyolojik ismi verilen tuzlu suyun buruna damlatılması ve bulunulan ortamın nemli olmasının sağlanmasıdır. Burun açıcı damlalar özel durumlarda, üç-beş günlük süreyle kullanılabilir. Soğukalgınlığının tedavisi için antibiyotik tedavisi gerekir mi?
Antibiyotik kullanmak gereksiz, hatta zararlıdır. Bu ilaçlar, sinüzit, ortakulak iltihabı varsa, doktor denetiminde kullanılmalıdır.

Kışın nasıl giyinmek gerekir?

Ne çok kalın ne de çok ince giyinilmeli. Üşümemek ve terlememek gerekli. En iyisi, çok kalın ve yünlü giyecekler yerine, birçok ince kıyafeti üst üste giymek. Dışarı çıkarken mutlaka şemsiyenizi ya da yağmurluğunuzu yanınıza almalısınız.

Beslenmede nelere dikkat etmek gerekir?

En önemlisi, bol sebze ve meyve yemek. İçinde A, C ve E vitaminleri bulunan soğan, sarmısak, havuç, limon, portakal, mandalina, greyfurt, yeşil biber, marul ve salatayı sofralardan eksik etmemek gerekli. Hayvansal yağlar yerine bitkisel yağları yemeklerde kullanmak daha sağlıklı. Haftada en az bir kez balık yemenizi tavsiye edebilirim.

Taze sıkılmış meyve suları

Bunun yanı sıra, kışın yazın olduğu kadar susamıyor ve çok su içmiyoruz. Bol bol su içmekte yarar var. Daha da iyisi taze sıkılmış meyve suları içmek. Çünkü su, vücudu birçok zehirden temizler, böbrekleri daha iyi çalıştırır, akciğerlerin de direncini artırır ve böylece vücuda zindelik verir.

Evde, işyerinde nasıl önlemler almalıyız?

Bu mevsimde zamanımızın çoğunu kapalı ortamlarda geçirdiğimiz için, işyeri ve evimizin havasının temiz olması çok önemlidir. İdeal oda ısısı 20 santigrat derecedir. Odaları her gün havalandırmak ve kuru havanın solunum yollarını tahriş etmesinden dolayı kaloriferler yandığında radyatörlere su kapları koyarak ortamın havasının nemli olmasını sağlamak gibi önlemler alınabilir.

Vücudumuzu nasıl rahatlatabiliriz?

Mümkünse her gün ılık duş alın. Duş, vücuda dirilik, enerji ve güç verir. Saunayla da terleyerek vücudunuzu toksinlerden arındırabilirsiniz. Vücudun bir sıcak bir soğuk suya maruz kalması kan dolaşımını canlandırır. Haftada bir gün sauna yeterlidir. Düzenli olarak spor yapan kişiler enfeksiyonlara daha dirençlidirler. Fırsat bulduğunuzda şehir yakınındaki orman ve parklarda yürüyüşler yapın, bisiklete binin, tenis oynayın. Büyük şehirlerde yaşayanların baş belası stres de enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı bir faktördür. Anlamsız tartışmalardan kaçınılmalı. Güler yüzlü olun, küçük olaylardan mutluluklar çıkarmaya çalışın. Hafta sonlarını sevdiklerinizle geçirin.